Şema terapi

Şema nedir? Şemalar (18 şema) nelerdir?

Şema, şema terapinin en temel kavramıdır. Bu yazıda, “Şema nedir?” sorusuna cevap vermeye, şemanın temel özelliklerini ele almaya ve 18 şemadan kısaca bahsetmeye çalışacağım.

Şema kavramını üç açıdan ele alabiliriz:

  1. Şemanın sözlük anlamı
  2. Şemanın psikoloji literatüründeki anlamı
  3. Şemanın, şema terapideki anlamı

Bu yazıdaki amacım, şema kavramını, şema terapideki anlamıyla ele almaktır.

Başlarken şunu hatırlatmak isterim ki, bir kavram (zihindeki soyut ve genel bir tasarım) ile ilgileniyoruz. Ortada elle tutup gözle görebileceğimiz veya beyin görüntüleme cihazı sayesinde biçimi üzerinde konuşabileceğimiz somut bir şema yok.

Kendinizle ilgili temel sorularınızdan biri şu olabilir: Belirli bir durumda, genelde, neden “öyle” davranıyorum? Şema, bu sorunun cevabı için zihnimizde bir pencere açabilecek kavramlardan biridir.

İnsan yavrusu, doğduğunda, dünyaya dair bir bilgiye sahip değildir, ancak bilgi edinme potansiyeline sahiptir. Şema, söz konusu bilgi edinme sürecindeki önemli zihinsel işlemlerden biridir.

Doğduğumuz andan itibaren, karşılaştığımız her durum, olay, nesne, kişi vb. ile ilgili zihnimizde bir intiba oluşur. Bir süreç içinde oluşan ve değişe(bile)n bu intibaya şema diyebiliriz.

Söz gelimi, şu anda bu yazıyı okuyorsanız bunu, harflerle, kelimelerle ilgili şemalarınız sayesinde yapıyorsunuz. Elimize el, kaleme kalem, kadına kadın, erkeğe erkek, üzüntüye üzüntü, acıya acı, hazza haz diyebilmemiz söz konusu şemalar aracılığıyla oluyor. Yani doğduğumuz andan itibaren, zihnimizde el, kalem, kadın, erkek, üzüntü, acı, haz vb. şemaları oluşturmuşuz.

Şemalar, dünyayı -mesela bir kalemle ne yapılacağını, ateşin yakacağını, yağmurun ıslatacağını, nelerin acı veya haz vereceğini- ön görmemizi sağlayarak, yaşamımızı sürdürmemize aracılık eder.

Buraya kadar ele aldığımız açıdan, her şeye dair zihinsel şemalarımız olabilir: Acıya-hazza, ayrılığa-kavuşmaya, sadakate-ihanete, acıya-tatlıya, güvene-korkuya vb. Ancak, şema terapide şema kavramını, her şeye dair geliştirdiğimiz yapılar olarak değil “daha özel zihinsel yapılar” anlamında kullanıyoruz.

Bu girizgahtan sonra, odak noktama, şema kavramının şema terapideki anlamına gelebilirim.

Şema kavramı

Jeffrey E. Young, önce erken dönem uyum bozucu şema (early maladaptive schema) kavramını kullanmıştır. Daha sonra, bir kısaltma olarak şema (schema) kavramını tercih etmiştir.

Şema terapinin kurucusu Jeffrey E. Young’tan hareketle, şemayı şöyle tanımlayabiliriz:

Şema, çocukluk ve ergenlik dönemi boyunca gelişen, anılardan, duygulardan, bilişlerden ve bedensel duyumlardan oluşan, işlevsel olmayan, bireyin kendilik algısını ve kişiler arası ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen ve yaşam boyunca sürekli tekrar eden kalıp ya da örüntüdür.

Yazarken benim de gözümü korkutan bu tanımı, öğelerine ayırarak anlamaya çalışalım isterseniz.

Şema Terapi kitabında, tanımını biraz daha ayrıntılandırmak için, şemaya dair şu maddeler paylaşılır:

  • Genel, yaygın bir tema ya da örüntüdür.
  • Anılardan, duygulardan, bilişlerden ve bedensel duyumlardan oluşur.
  • Kişinin kendini ve başkalarıyla olan ilişkisini dikkate alır.
  • Çocukluk ya da ergenlik boyunca gelişir.
  • Kişinin yaşamı boyunca karmaşıklaşır.
  • Önemli bir dereceye kadar işlevsizdir.

Erken dönem uyumsuz şemalar, kısaca, gelişimimizin erken dönemlerinde başlayan, yaşamımız boyunca tekrarlanan, kendilik yıkıcı, duygusal ve bilişsel örüntülerdir. (Şema Terapi, Jeffrey E. Young)

Dikkatinizi çekmiş olabileceği gibi, Young’ın tanımında, davranış yer almıyor. Young, uyumsuz davranışı şemanın bir parçası olarak değil, şemaya verilen bir tepki olarak görmektedir.

Young’a göre, bir davranış, şema tarafından tetiklenir fakat onun bir parçası değildir. Şemalar, davranışlarımızı tetikleyen zihinsel yapılardır.

Bu bakış açısı, neden öyle davrandığımız sorusuna, makul bir cevap vermiş olabilir. İşlevsel (uyumlu) şemalara sahipsek işlevsel, işlevsiz (uyum bozucu) şemalara sahipsek işlevsiz davranışlar sergileyebiliriz.

Şemaların özellikleri nelerdir?

İsterseniz bu bölümde, şemaları, biraz daha açıklayıcı bir şekilde, bazı sorular üzerinden ele almaya çalışayım.

Şemalar olumlu mudur olumsuz mudur?

Şemalar olumsuz da olabilir, olumlu da olabilir. Bununla birlikte, şema terapide ele alınan şemalar, olumsuz, işlev bozucu, ihtiyaçlarımızı gidermemize engel olanlardır. Bu yüzden de, şema terapide ilk kullanılan kavram, erken dönem uyum bozucu şema olmuştur.

Şemalar nelerden oluşur?

Şemayı, birtakım öğelerin bileşiminden oluşan bir bütün olarak düşünebiliriz. Burada, öğelerin birlikteliği söz konusudur. Az sonra daha ayrıntılı olarak ele alacağım gibi, öğelerden birinin varlığı, diğerlerinin varlığını da öngörmemizi sağlayabilir.

Bir şemayı oluşturan söz konusu öğeler şunlardır: Bedensel Duyumlar, Anılar, Duygular, Düşünceler

Her şemanın kendine has bir duygusu, düşüncesi, anısı (veya anıları) ve bedensel duyumu vardır. Yani, şemaların duygularımızda, düşüncelerimizde, bedenimizde ve anılarımızda karşılıkları vardır. Meseleyi, terk edilme şeması üzerinden ele alırsak şunları söyleyebiliriz:

  • Duygu: Bağlandığınız kişiye (veya kişilere) karşı yoğun bir muhtaçlık duygusu taşırsınız. Onun tarafından terk edilmekle ilgili yoğun endişe hissedebilirsiniz. Kişinin sizden uzaklaştığını fark ettiğinizde dehşet duygusuna kapılabilirsiniz. Sizi bırakıp gideceği için -terk edilme şemanız varsa buna inanırsınız- ona karşı yoğun bir öfke hissedebilirsiniz.
  • Düşünce: Terk edilme şemasına sahipseniz, “Bağlandığım insanlar, önünde sonunda, öyle veya böyle beni bırakacak veya terk edecekler.” şeklinde güçlü bir düşüneniz/ inancınız olabilir.
  • Anı: Bağlandığınız insanlar tarafından (anne, baba, arkadaş vb.) bırakılma/ terk edilmeyle ilgili anılarınız/ hikayeleriniz olabilir.
  • Bedensel duyum: Bağlandığınız kişilerden kopmanın (veya kopma ihtimalinin) bedeninizde bir etkisi olabilir. İçinizde bir boşluk, vücudunuzun muhtelif bölgelerinde ağrılar yaşayabilirsiniz. Terk edilme anılarınızda yaşamış olduğunuz bedensel duyumları, bugün, terk edilme ihtimali aklınıza geldiğinde yaşayabilirsiniz.

Şemalar ne ile ilgilidir?

Şemalar en genel anlamıyla, zihnimizi meşgul eden her şeyle -insan, kedi, kalem, kadın, erkek, çocuk, toplum, Allah, ahiret, melek gibi- ilgili olabilirler. Şema terapi özelinde düşünürsek, şemaların aşağıdakilerle ilgili olduğunu söyleyebiliriz:

  • Şemaların bir kısmı “kendimizle” ilgilidir: Bu şemaların içinde, kendimizle ilgili düşünceler/ inançlar, anılar, kendimize dönük duygular ve bedensel duyumlar yer alır. Bu gruptaki şemaları anlamak için, “Ben” ile başlayan, tanımlayıcı bir cümleyi nasıl tamamladığımıza bakabiliriz. Şu örnekler bize ipucu olabilir: “Ben kusurluyum.”, “Ben muhtacım.”, “Ben özelim/ ayrıcalıklıyım.”, “Ben başarısızım.” Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var: Bir durumu/ olayı tanımlamak ile şema aynı şey değildir. “Matematikten düşük puan aldım.” cümlesi bir durumu dile getirirken, “Ben -bir varlık olarak- başarısızım.” cümlesi başarısızlık şemasının bir işareti olabilir.
  • Şemaların bir kısmı “diğer insanlarla” ilgilidir: Bu şemaların içinde, ötekilerle/ diğer insanlarla ilgili düşünceler/ inançlar, anılar, onlara dönük duygular ve bedensel duyumlar yer alır. Bu gruptaki şemaları anlamak için, “İnsanlar” ile başlayan, tanımlayıcı bir cümleyi nasıl tamamladığımıza bakabiliriz. Şu örnekler bize ipucu olabilir: “İnsanlar acımasızdır.”, “İnsanlar yalancıdır/ içten pazarlıklıdır.”, “İnsanlar bencildir.”, “İnsanlar benden güçlüdür.” Burada da, “Ahmet benim yaptığımı beğenmedi.” bir durumu ifade ederken, “İnsanlar kolay kolay beğenmez.” cümlesi, onay arayıcılık şemasına işaret edebilir.
  • Şemaların bir kısmı, en genel anlamıyla “dünyayla/ hayatla” ilgilidir: Bu şemaların içinde, hayatla/ dünyayla ilgili düşünceler/ inançlar, anılar, onlara dönük duygular ve bedensel duyumlar yer alır. Bu gruptaki şemaları anlamak için, “Dünya / hayat” ile başlayan, tanımlayıcı bir cümleyi nasıl tamamladığımıza bakabiliriz. Şu örnekler bize ipucu olabilir: “Dünya adil bir yer değildir.”, “Dünya tehlikelerle dolu bir yerdir.”, “Hiçbir -irili ufaklı fark etmez- hata/ suç karşılıksız kalmamalıdır.”. Burada, “Avcılar deprem hattında yer alıyor.” cümlesi bir durumu ifade ederken, “Her an bir tehlikeyle karşılaşabilirim, bu yüzden teyakkuzda olmalıyım.” cümlesi, karamsarlık şemasının bir işareti olabilir.

Şemalar nasıl gelişir?

Şemalar, doğduğumuz andan itibaren oluşmaya başlar. Dünyaya geldiğimizde, kendimize, diğer insanlara ve dünyaya/ hayata dair düşünce ve duygulara sahip değiliz. Elimizde olan şey, deneyimlerimizden öğrenebilme potansiyelidir daha çok. Yani, şemaları doğuştan getirmiyoruz, deneyimlerimizle geliştiriyoruz. Diğer insanlarla -ebeveyn, akraba, arkadaş, öğretmen gibi- ilişkilerimiz ve dünyayla temasımız sayesinde, kendimize, diğer insanlara ve dünyaya dair intibalar oluşturuyoruz.

Şemalar bilinçsiz bir şekilde, deneyimlerimize bağlı olarak oluşur. Bu açıdan, temel çocukluk yaşantılarımız ve ergenlik yaşantılarımız son derece önemlidir.

Şemalar, hem deneyimlerimizden hareketle oluşur, hem de deneyimlerimizi şekillendirir. Bu nokta son derece önemlidir. Bu yüzden bu noktayı, bir örnek üzerinden biraz daha açmaya çalışayım.

Babanızın eleştirel, yargılayan, kolay beğenmeyen birisi olduğunu varsayalım. Sizi daha çok zihinsel becerileriniz üzerinden eleştirdiğini, beklentilerini karşılayamadığınızda size öfkelendiğini ve size, “geri zekalı, aptal, salak” gibi cümlelerle hitap ettiğini düşünelim. Onun bu tutumları, yani deneyimleriniz, kusurluluk şeması -özellikle de zekanızla ilgili- geliştirmenize yol açabilir. Kendinizle ilgili “Benim kafam çalışmıyor.”, “Ben söylenenleri anlamam.” gibi inançlar geliştirirsiniz. Kendinizi beğenmez, potansiyelinize inanmaz, kendinizden şüphe eder bir şekilde sürdürürsünüz hayatınızı. Buraya kadar olan, sürecin birinci kısmı, yani şemanın gelişimi olsun.

Sürecin ikinci kısmı, yani, şemanın deneyimlerinizi etkilemesi de şöyle olabilir: Öğrencilik hayatınızda karşılaştığınız zorluklar karşısında kendinize güvenemez, cesur davranamazsınız. “Ben nasılsa anlamam.” düşüncesiyle, derslere karşı mesafeli bir tutum sergilersiniz. Başarılarınızı küçümser, başarısızlıklarınızı büyütürsünüz. En ufak bir başarısızlıkta, şemayı onaylar şekilde, “Anlamıyorum.” diye düşünür, yoğun bir stres yaşarsınız. Bütün bunların sonucunda, doğal olarak başarısız olursunuz. Bu durumda da, şemanın deneyimlerinizi şekillendirmesinden bahsedebiliriz.

Şemalar statik değil dinamik zihinsel yapılardır. Her ne kadar varlıklarını sürdürme eğiliminde olsalar da, yeni anlayış/ bilgi ve yeni deneyimlerle değişebilir yapılardan bahsediyoruz.

Yukarıdaki örnekten devam edelim isterseniz. Babanızın tutumlarıyla oluşan kusurluluk şemanızla öğrencilik hayatınız devam ederken, sevecen, anlayışlı, size güvenen bir öğretmene denk geldiğinizi varsayalım. Öğretmeniniz bir şekilde sizdeki kıvılcımı görmüş ve size güvenmiş olsun. “Sen yapabilirsin. Bunları sen öğrendin, daha fazlasını da öğrenebilirsin.” gibi bir tutum içinde olsun size karşı. Siz, onun size olan bakışını içselleştirebilir, kendinize güvenmeye/ inanmaya başlayabilirsiniz. Kendinize güvendikçe daha çok çalışır, çalıştıkça daha iyi sonuçlar alırsınız. Bütün bunlar da, şemanıza antidot/ panzehir olur. Yani, yeni deneyimleriniz (öğretmeninizin zihinsel becerilerinize inanması) kusurluluk şemanızın öğrencilik hayatınızdaki etkisi azaltabilir.

Şemalar nasıl oluşur?

Şemalar 4 temel yolla oluşur:

  • En temel ihtiyaçlarımızın zedeleyici seviyede engellenmesi
  • Travma/ Başımızdan çok zor yaşantıların geçmesi (deprem, kaza, taciz gibi)
  • İyi şeylerin abartılı derecede bize sunulması
  • Seçici içselleştirme/ özdeşim kurma

Hepimiz bazı temel duygusal ihtiyaçlarla doğarız. Temel duygusal ihtiyaçlarımızı şu şekilde ele alabiliriz:

1- Güvenli bağlanma: İnsan olarak hiç de bilmediğimiz bir dünyaya doğarız. Bu yabancısı olduğumuz tehlikeli dünyada var olabilmemiz, tutunabilmemiz insanlara ve dünyaya güvenli bağlanmamızla mümkündür. Bunun içinse sevilmeye, ait hissetmeye, kabul edilmeye, onaylanmaya, ihtiyaçlarımızın giderilmesine, tehlikelere karşı desteğe ihtiyaç duyarız.

2- Hareket özgürlüğü, yeterlilik ve olumlu kimlik algısı: İstediğimiz şekilde hareket edebilmeye, bizden çok daha güçlü olan dünyada bir şeyler yapabildiğimizi hissedebilmeye; en temelde olumlu, sevilesi bir varlık olduğumuzun bize hissettirilmesine ihtiyacımız var.

3- Gereksinim ve duyguları ifade özgürlüğü: Kendimizi, düşündüklerimizi, ihtiyaçlarımızı dile getirebilmeliyiz. Bir çocuk açısından bakıldığında daha da önemlisi dile getirdiklerimizin karşımızdakiler tarafından önemsenmesi, yok sayılmamasıdır.

4- Kendiliğindenlik ve oyun: Hepimiz insan olarak aynı olmamızla birlikte farklı varlıklarız. Bu farklılık üstünlük ya da aşağılıkla alakalı değildir. Sadece kendimize özel olmakla ilgilidir. Kendine özgü olanı yaşamak ve oyun bir çocuğun temel ihtiyaçlarındandır. Oyun, çocuk için bir var olma biçimidir. Onun için oyun, basit bir oyun değildir!

5- Sağlıklı sınırlar ve öz denetim: Kendimize özgü olmamız içimizden her geleni (dürtülerimizi) rastgele, gelişigüzel yaşamamız gerektiği anlamına gelmiyor. Kendini ifade etmek, ortaya koymak kadar sağlıklı sınırlar da bir çocuğun (yani insanın) temel ihtiyacıdır. Dünya sadece bizim malımız değildir ve her istediğimiz her zaman yapamayız.

Söz konusu ihtiyaçları daha da açmak, genişletmek mümkün; ancak bu yazıda bu kadarı yeterli diye düşünüyorum. Uygun şekilde giderilmeyen her ihtiyaç ruhumuzda bir yara oluşturur, acı kaynağımız olur. Söz konusu ruh yaralarına şema diyoruz.

Şema alanları ve şemalar nelerdir?

Uygun şekilde giderilemeyen belirli ihtiyaçlar, belirli bir şema alanı oluşturur. Bu şema alanları çok keskin şekilde birbirinden ayrılamayabilir. Her şema alanı altında farklı şemalar bulunur. Jeffrey Young, şemaları 5 alan ve 18 başlık altında topladı:

I- Kopukluk ve reddedilmişlik alanı

Diğerlerine güvenli bağlanma ihtiyacının giderilememesiyle ortaya çıkan şemalar daha çok bu alanda toplanır. Bu alandaki şemalara sahip olan kişiler, güven, istikrar, huzur, sevgi, paylaşım gibi ihtiyaçlarının giderilmeyeceğini, şu anda giderilse bile bunun geçici olduğunu düşünürler. Bu şemalar daha çok, mesafeli, soğuk, dışlayıcı, dengesiz, güven vermeyen aile ortamlarında oluşur.

1- Terk edilme şeması

Bu şemaya sahipseniz, temel inancınız şu olur: Birlikte olduğum kişiler eninde sonunda beni terk edecek. Birlikte olduğunuz kişiler ölecek, başka birisiyle birlikte olacak, ya da sizden ayrılacaktır. Nihayetinde bu insanlar güvenilmezdir, tutarsızdır -onları öyle algılarsınız.

2- Kuşkuculuk/ kötüye kullanılma şeması

Kuşkuculuk şemanız varsa, diğer insanlardan şu ya da bu şekilde zarar görme ihtimali zihninizi çok meşgul eder. Başkaları sizi aldatabilir, kandırabilir, aşağılayabilir, kötüye kullanabilir ya da sizin canınızı yakabilirler. Bu şemanız aktif olduğunda babana bile güvenme düsturunu benimsemeye yatkın olursunuz.

3- Duygusal yoksunluk şeması

Normal duygusal ihtiyaçlarınızın, diğerleri tarafından yeterince karşılanmayacağı beklentisiyle yaşarsınız. Birlikte olduğunuz insanlar sizi sevmeyecek, sizinle ilgilenmeyecek, zor anınızda yanınızda olmayacak, size destek olmayacak, sizi dinleyip anlamayacak, gerektiğinde size rehberlik yapmayacaktır. Şemanız tetiklendiğinde, kendinizi üvey evlat gibi algılayabilirsiniz.

4- Kusurluluk/ utanç şeması 

Bu şemaya sahipseniz, nedenini tam anlayamadığınız bir şekilde kendinizi kusurlu hissedersiniz. Bu kusurlar, çarpık bacak, fazla kilo, uzun burun gibi açık olabileceği gibi, bencillik, kıskançlık, sapık eğilimlilik gibi gizli de olabilir. Bu şema, sizi eleştiriye, suçlanmaya aşırı duyarlı kılar. Başkalarının yanında rahat olamaz, kendinizi utangaç ve güvensiz hissedersiniz.

5- Sosyal izolasyon, tecrit edilme/ yabancılaşma şeması

Sosyal izolasyon şemasında, kendinizi diğer insanlardan farklı ve ayrı; grupların dışında hissedersiniz. Kendinizi bir grubun ya da toplumun parçası hissedemezsiniz. Diğerleri tarafından dışlandığınıza ya da dışlanacağınıza inanırsınız.

II- Zedelenmiş özerklik ve performans alanı

Bu alan, zorluklarla aktif mücadele etme, iş başarma, tek başına kalma, sevilen birisinden ayrı kalma, bağımsız çalışma gibi alanlarda yetersizlik inanç ve tutumlarıyla karakterizedir. Aile kökeninde, küçük düşürücü, yetersiz hissettirici, bağımlılığı teşvik edici, aşırı koruyucu tutumlar vardır.

6- Bağımlılık/ yetersizlik şeması

Bu şemada, günlük hayatınızı tek başınıza idame etmekte zorlanırsınız. Önemli kararlar almakta ciddi sıkıntılar yaşarsınız. Alacağınız kararın ya da yapacağınız şeyin yanlış olduğunu düşünürsünüz. Çaresizlik, yoğun yaşadığınız bir duygu olur. Tek başına bir işi başlatmakta zorluk yaşarsınız. Öyle ki, ne giyeceğinize dahi başkaları karar verebilir.

7- Dayanıksızlık şeması

Dayanıksızlık şemasına sahipseniz, her an bir felaketle karşılaşma korkusu, beklentisiyle yaşarsınız. Bu korku ortalama korkudan daha fazladır. Korkularınız, kalp krizi geçirme gibi tıbbi; çıldırma gibi duygusal; asansörde mahsur kalma, terör olaylarına karışma gibi fobik olabilir. Bu şemanız aktifse, pek rahat ve huzurlu olamaz, kendinizi güvende hissedemezsiniz.

8- Yapışıklık/ gelişmemiş benlik şeması

Bir ya da daha fazla kişiye (genelde ebeveyn) aşırı duygusal bağlılık hissedersiniz. Kendinizi o kişilerden ayrı, tek başına bir birey olarak düşünemezsiniz. Bu durum, bireyselliğinizden, sosyalliğinizden vaz geçmenize sebep olur. Bununla birlikte bu durum, zamanla bunaltıcı hale gelebilir. Boşluk, amaçsızlık, ne yapacağını bilememe durumu yaşayabilirsiniz.

9- Başarısızlık şeması

Başarısız olduğunuza ve bundan sonra da başarısız olacağınıza inanırsınız. Buradaki başarısızlık algısı gerçekle orantılı olmayabileceği gibi, bu inancınızdan dolayı başarabileceğiniz halde bazı işleri yapmaktan uzak durabilirsiniz. Kendini aptal, beceriksiz, yetersiz olarak algılayabilirsiniz.

III- Zedelenmiş sınırlar alanı

Gerçekçi limitler ve öz denetim ihtiyacının giderilememesiyle oluşan bir şema alanıdır. Bu alandaki şemalar, kişisel sınırlar, kişisel sorumluluklar ve uzun soluklu davranışları sürdürmedeki yetersizliklerle ilgilidir. Bu şema grubundaki kişiler, başkalarının hakkına saygı duymada, işbirliğinde ve kişisel amaç oluşturmada zorluk yaşarlar. Bu şemaların tipik aile özellikleri, aşırı hoş görülü, şımartıcı, pohpohlayıcı tutumlar sergilemesi; çocuğa, yaşına uygun sorumluluklar yüklememesi, üstünlük hissi uyandıracak tavırların takınılmasıdır. Burada çocuk, uygun rehberlik yaklaşımından mahrum kalmış olabilir.

10- Haklılık/ görkemlilik şeması

Şema, kerameti kendinden menkul bir haklılığı ve üstünlüğü içerir. Her durumda, çatışmada, kendinizi haklı görürsünüz. Empati duygularınız gelişememiştir. Güç ve yetki kazanmaya; üstünlük sağlamaya aşırı şekilde odaklanırsınız. Kendi çıkarlarınız doğrultusunda rekabet yaşayabilir ve karşı tarafa baskı uygulayabilirsiniz.

11- Yetersiz öz denetim şeması

Kişisel hedefler oluşturmak ve bunlara ulaşmak için gerekli olan işleri yapmaktan kaçınırsınız. Dürtü ve duygularınızı kontrol etmekte zorluk yaşarsınız. Huzursuzluktan, ağrıdan, sıkıntıdan, yüzleşmelerden ve sorumluluklardan kaçma eğilimi taşırsınız.

IV- Başkalarına yönelimlilik alanı

Gereksinim ve duyguları ifade etme ihtiyacının giderilememesiyle oluşan şemaların toplandığı bir alandır. Bu şema alanının temel özelliği, kişinin kendi ihtiyaçlarının giderilmemesine rağmen, sevgi ve onaylanmak, olumsuz tepkilerden kaçınmak vb. için karşı tarafın istekleri, duyguları ve beklentileri üzerine aşırı odaklanmaktır. Bu şemadaki insanlar, genelde kendi öfke ve isteklerinin farkında olmazlar. Tipik aile kökenleri, ilgi, sevgi ve onaylanmanın şarta bağlı olduğu tutumlardır. Bu ailelerde, ebeveyn ya da bakıcının istekleri her zaman çocuğunkilerden önde olmuştur.

12- Boyun Eğicilik/ geri çekilme şeması

Bu şemada, kararları, denetimi, son sözü, kontrolü başkasına bırakma zorunluluğu hissedersiniz. Bu tutumlarla, karşı tarafın öfkesinden, karşı tepkiden veya terk edilmekten kaçınmayı amaçlarsınız. Buradaki vazgeçiş, ihtiyaçlarınızı, isteklerinizi, kararlarınızı ve öfke gibi duygularınızı bastırmanızı ifade eder.

İhtiyaçlarınızın başkaları açısından önemli olmadığına inanır; olayları bir oldu bittiye getirmeye çalışırsınız. Aşırı uyumlu davranırsınız. Bu uyum, yoğun bir öfkeye yol açabilir. Bu öfke de madde kullanımı, psikosomatik rahatsızlık, öfke patlamaları, duygularınızın kapanması gibi sonuçları doğurabilir.

13- Kendini feda etme şeması

Bu şemada, kendi memnuniyetinizin pahasına da olsa başkalarının ihtiyaçlarını önceler, başkalarının ihtiyaçlarını giderebilmek için aşırı çaba sarf edersiniz.

Bu çabanın nedenleri arasında, başkalarına sıkıntı vermemek, bencilliğin suçluluğundan kaçınmak, kendilerine karşı aciz olduğunuzu düşündüğünüz kişilerle ilişkiyi devam ettirmek yer alır.

Başkalarının acılarına aşırı duyarlı olursunuz.

Zaman zaman, kendi ihtiyaçlarınızın giderilmemesi durumunda, iyilik yaptıklarınıza karşı öfke duyarsınız.

14- Onay arama şeması

Bu şemada, başkalarının onayı, kabulü ve ilgisi sizin için çok önemli olur. Ortama uygun davranmaya çok dikkat edersiniz.

Sizin için önemli olan, başkalarının gözünde nasıl göründüğünüz, yaptıklarınızı başkalarının nasıl değerlendirdiğidir. Bu tutum zaman zaman, ün, para gibi konulara aşırı önemi beraberinde getirebilir. Okunacak okul, yaşanacak şehir gibi kararlarda başkalarının onayı çok belirleyici olur.

V- Aşırı tetikte olma ve baskılama/ ketleme alanı

Bu alan kendiliğindenlik ve oyun ihtiyacının giderilememesi ile oluşan şemaları içine alır. Bu alanda, kişinin duygu ve dürtüleri üzerinde aşırı bir denetim vardır. Buradaki amaç, yanlış yapmaktan kaçınmak ve beklentileri yerine getirebilmektir. Mutluluk, kendini ifade etmek, rahatlamak çok önemli değildir. Tipik aile kökeni, mükemmeliyetçi ve baskıcıdır. O ailede, eğlenceye, rahatlığa pek prim verilmez.

15- Karamsarlık şeması

Bu şemada, hayatın kötüye gideceğine dair bir inanç taşırsınız. Hayatta, iyilerden ziyade kötüler üzerinde durursunuz.

Ekonomik, tıbbi, hukuki vb. bir felaket beklentisi içinde olursunuz.

Kaygı, korku, kadercilik, şikâyetçilik ve kararsızlık sizi tanımlayan özellikler olabilir.

16- Duyguları bastırma/ aşırı sorumluluk şeması

Duyguları bastırma şemasına sahipseniz, doğal davranış ve dürtülerinizi, sürekli ve aşırı bir baskı altında tutarsınız. Bu şekilde, yanlış yapmaktan, eleştirilmekten, reddedilmekten, dürtülerini kontrol edememekten kaçınmaya çalışırsınız. Size göre, güven ve huzur için bu denetim şarttır.

Tipik özellikleriniz arasında, duyguları bastırma, aşırı düzenlilik, kurallara aşırı riayet; neşe, cinsel uyarılma ve eğlenceyi bastırma; kırgınlıkları ifade etmede, ihtiyaçları dile getirmede güçlük; akılcılık üzerine aşırı vurgu sayılabilir. Etrafınızdakileri de aşırı şekilde denetlemeye çalışabilirsiniz.

17- Yüksek/ acımasız standartlar ve aşırı eleştirellik şeması

Bu şemanın temel belirleyicileri, davranışlarda ve iş başarmada mükemmele ulaşma isteğidir. Ancak buradaki mükemmellik, asla gerçekleştirilemeyecek bir hedeftir. Mükemmelliğin temel amacı eleştiriden kaçınmaktır.

Bu şemaya sahipseniz, sürekli çalışmak, daha iyisini yapmak zorunda hissedersiniz. Tatil size çok çekici gelmez. Hayattan zevk almakta, eğlenmekte zorlanırsınız. Mükemmeliyetçiliğiniz, aşırı titizliğiniz, kuralcılığınız, dini ve kültürel kurallarda katı tutumunuz vb. göze çarpar.

18- Cezalandırıcılık/ acımasızlık şeması

Cezalandırıcılık şemasına sahipseniz, yapılan hiçbir yanlışın cezasız kalmaması gerektiğine inanırsınız. Öfkeli ve acımasız olabilir; kendiniz dâhil, standartlara uymayan kimseye katlanamazsınız. Hataları affetmeye karşı olumsuz tavır takınırsınız.

Yukarıda ele alınan şemalardaki özellikler hemen herkeste bir miktar bulunabilir. Bizim için önemli olan, bu özelliklerin dozu ve kişinin hayatına nasıl yansıdığıdır.

Umarım bu yazıyla, şema hakkında bir fikir edinmenize yardımcı olmuşumdur. Şema terapi ile ilgili tüm yazılara şema terapi kategorisi üzerinden erişebilirsiniz.

Kaynaklar (2)

1Young E. J., Klosko J.S. & Weishaar M. E. (2013). Şema terapi: Terapistin rehberi (T. V. Soylu, Çev.). Litera Yayıncılık

2Rafaeli E., Berstein D. P. & Young J. E. (2012). Şema terapi: Ayırıcı özellikler (M. Şaşıoğlu, Çev.). Psikonet Yayınları

Yorum yapın